9 Mayıs Avrupa Günü kutlanırken, kıta genelinde yapılan dev araştırma transatlantik ittifakındaki tarihi çöküşü gözler önüne serdi. Bertelsmann Vakfı’nın yeni raporuna göre, her dört AB vatandaşından üçü artık Washington’dan bağımsız bir yol izlenmesi gerektiğini savunuyor. İkinci Trump döneminin 1,5 yılı geride kalırken, Avrupa halkı artık kendi kaderini kendi tayin etmek istiyor.
Haber Merkezi / Viyana
Avrupa Birliği’nin temellerinin atıldığı 9 Mayıs Avrupa Günü’nde, kıtanın geleceğine dair sarsıcı bir kamuoyu tablosu ortaya çıktı. Bertelsmann Vakfı tarafından Eylül 2024 ile Mart 2026 arasını kapsayan dev araştırma, on yıllardır süren transatlantik balayının yerini yapısal bir kırılmaya bıraktığını gösteriyor. Washington’a duyulan güvenin rekor seviyede eridiği bu yeni dönemde, Avrupa halkı artık Washington’ın gölgesinden çıkarak “stratejik özerklik” yolunda yürümeye her zamankinden daha hazır.
Transatlantik İlişkilerde Güven Kaybı: “Kendi Yolumuza Gidelim”
Eski kıta genelinde çok net bir trend hakim: AB vatandaşlarının %73’ü, Avrupa’nın artık kendi yolunu çizmesi gerektiğine inanıyor. 2024 yılında bu oran %63 seviyesindeydi. Bu yükselişin tüm demografik gruplarda görülmesi dikkat çekerken, özellikle yaşlı Avrupalı nüfusta bağımsızlık talebi çok daha güçlü bir artış gösterdi.
ABD Artık “Güvenilir Bir Ortak” Olarak Görülmüyor
Mevcut ABD başkanlık döneminin transatlantik ilişkilerde derin izler bıraktığı görülüyor. Avrupalıların %58’i Washington’ı artık güvenilir bir partner olarak tanımlamıyor. ABD hala göreceli olarak %31 ile “en önemli ortak” pozisyonunu korusa da, 2024’ten bu yana bu alandaki prestiji 20 puan birden geriledi.
Çin Alternatif Değil, Yeni Ortaklar Batı İttifakı İçinde
Avrupa’nın bağımsızlık arayışı, sanılanın aksine Çin’e yönelme anlamına gelmiyor. Çin’e yönelik şüpheci yaklaşım sürüyor ve çoğunluk, ekonomik bedeli ne olursa olsun Çin’e olan bağımlılığın azaltılmasından yana. Bunun yerine, Avrupa kendi dengelerini Batı bloğu içinde yeniden kuruyor: Birleşik Krallık (İngiltere) ve Kanada, stratejik ortak olarak yükselen yeni değerler oldu.
NATO Stratejik Sütun Olarak Kalmaya Devam Ediyor
ABD’ye olan siyasi güven düşse de, güvenliğin mimarisine olan destek sarsılmış değil. Katılımcıların %63’ü, NATO’yu Avrupa güvenliğinin temel direği olarak görmeye devam ediyor. Halk, ortaklık yapısının değişmesini istese de savunma şemsiyesinden vazgeçmiyor.
Uzman Görüşü: “Siyaset Bu Çağrıya Yanıt Vermeli”
- Florian Kommer (Bertelsmann Vakfı Kıdemli Uzmanı): “Mesaj net; halk dış ve güvenlik politikasında bağımsızlık istiyor. Bu durum geçici bir heves değil, yapısal bir zorlanmadır. Siyaset, bu halk iradesini somut yatırımlara ve Avrupa’nın kendi kapasitesini geliştirmeye dönüştürmeli.”
- Brandon Bohrn (Transatlantik İlişkiler Uzmanı): “Daha güçlü ve bağımsız bir Avrupa inşa etmek, stratejik istikrar için ortaklıkların çeşitlendirilmesiyle el ele gitmelidir.”
📝 Editör Notu:
Bu veriler, sadece bir dış politika değişikliği değil, aynı zamanda Avrupalı bireyin “güvenlik” ve “aidiyet” algısındaki büyük dönüşümü simgeliyor. Trump dönemiyle perçinlenen bu güvensizlik, Avrupa’nın savunma harcamalarından gıda bağımsızlığına kadar her alanda daha korumacı ve “öz-yeterli” bir modele geçeceğinin sinyalini veriyor. Avusturya gibi tarafsızlık geçmişi olan ülkeler için bu “kendi yolunu çizme” arzusu, toplumsal tartışmaları daha da alevlendirecektir.





