AvusturyaDünyaGündemSon Dakika

Avusturya’dan Tarihi Zafer: Almanya’yı Eleyerek BM Güvenlik Konseyi’ne Girdi

Avusturya, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde 2027-2028 dönemi için geçici üyelik koltuğunu kıran kırana geçen tarihi bir oylamayla kazandı. New York’taki BM Genel Kurulu’nda yapılan gizli oylamada ezeli rakibi Almanya’yı saf dışı bırakan Avusturya delegasyonu, uluslararası arenada devasa bir başarıya imza attı. Viyana, bu prestijli koltuğa tarihinde tam 4. kez oturmaya hak kazandı.

Haber Merkezi / Viyana

Avusturya diplomasisi, tarihinin en parlak günlerinden birini New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaşadı. BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) iki yıllık geçici üyeliği için yarışan “Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu” (WEOG) içinde yaşanan tarihi üçlü yarışın kazananı, sandıktan çıkan ezici sonuçla Avusturya oldu.

Nefeslerin tutulduğu gizli oylamada, koltuğu kazanabilmek için 190 geçerli oyun 3’te 2’sini, yani en az 127 oyu almak gerekiyordu. Favori gösterilen Portekiz 134 oyla ilk sırayı alırken, muazzam bir kampanya yürüten Avusturya 131 oyla barajı rahatlıkla aşarak ikinci koltuğun sahibi oldu. Küresel bir dev olan Almanya ise sadece 104 oyda kalarak seçimi kaybetti ve konseyin dışında kaldı.

New York’ta Büyük Sevinç: “Gerçek Bir Takım Çalışması”

Oylama sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger (NEOS) liderliğindeki Avusturya delegasyonunda büyük bir sevinç fırtınası koptu. Oylamaya bizzat katılan Bakan Meinl-Reisinger, elde edilen bu diplomatik zaferin ardından yaptığı resmi açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Google Google'da Avusturya'da Gazetesi'ni haber kaynağınız olarak ekleyin
Kaynak ekle →

“Son yıllarda kurulan uluslararası temaslar ve yürütülen yoğun çalışmalar meyvesini verdi: Avusturya yeniden barış, güvenlik ve istikrarın oylandığı o büyük masadaki yerini aldı. Bu kampanya sayesinde Avusturya bugün küresel ölçekte hiç olmadığı kadar güçlü bir ağa sahip. Başarıda payı olan tüm hükümet ortaklarımıza, geçmiş dönem bakanlarımıza ve diplomatlarımıza teşekkür ediyorum, bu gerçek bir takım çalışmasıydı.”

15 Yıllık Lobinin ve 20 Milyon Euro’luk Zirve Yarışının Perde Arkası

Avusturya’nın bütçesi ve diplomatik personeli Almanya’ya kıyasla çok daha kısıtlı olmasına rağmen bu devasa lobi savaşını kazanmasının arkasında, tam 15 yıldır devletin tüm kademelerince ilmek ilmek yürütülen kararlı bir strateji yatıyor. Muhalefetin “20 milyon Euro pahalıya patladı” eleştirilerine neden olan bu devasa kampanya kapsamında, neredeyse tüm BM üyesi devletlere ulaşıldı.

Son 15 ayda şahsen 150’den fazla ülkenin temsilcisiyle görüşerek mekik diplomasisi yürüten Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger’in BM Genel Kurulu kürsüsünden dünyaya ilan ettiği “insani” manifesto ise New York kulislerinde oylamanın kaderini değiştirdi.

Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger BM Genel Kurulu kulislerinde diplomatlarla görüşüyor.
Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, New York’teki BM kulislerinde delege ülkelerin temsilcileriyle samimi temaslarda bulundu. | Foto: © BMEIA/ Michael Gruber

Kürsüde Bir Anne ve Lider: Zaferin Arkasındaki Gizli Manifesto

Avusturya’nın bütçesi ve diplomatik personeli Almanya’ya kıyasla çok daha kısıtlı olmasına rağmen bu devasa lobi savaşını kazanmasının arkasında, Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger’in BM Genel Kurulu kürsüsünden dünyaya ilan ettiği “insani ve net” manifesto yatıyor.

Bakan Meinl-Reisinger, New York’taki hitabına sadece bir diplomat olarak değil, üç kız çocuğu annesi bir lider olarak başlayarak salondaki delege ülkelerin kalbini kazandı. Küresel liderlerin sadece kendi çıkarlarını düşündüğünü, bu yüzden yeni neslin geleceğe korkuyla baktığını belirten Bakan, Avusturya’nın dünyaya vaadinin “çocukların geleceğini korumak” olduğunu söyledi ve küresel sistemin tıkanıklığına şu sözlerle dikkat çekti:

“Bir anne ve bir lider olarak bu durum beni derinden yaralıyor. Liderlerin verebileceği en büyük söz, geleceğin geçmişten daha iyi olmasını sağlamaktır. Ancak bugün bu ideal ile acı gerçekler arasındaki uçuruma gözümüzü kapatamayız.”

Gazze ve Ukrayna Konusunda Jilet Gibi Net Çizgiler

Almanya’nın uluslararası krizlerde dengeleri gözeterek daha çekimser veya korumacı politikalar izlediği konuşulurken, Avusturya Dışişleri Bakanı Meinl-Reisinger hem Gazze hem de Ukrayna konusunda son derece cesur açıklamalar yaptı. Uzmanlara göre, özellikle “Bağlantısız ve Küçük Ülkeler Bloğu”nun oylarını Avusturya’ya kaydıran en önemli hamle de bu oldu:

  • Gazze Çıkışı: Hamas’ın 7 Ekim saldırılarını en sert şekilde kınayan Avusturya, aynı zamanda İsrail hükümetinin Gazze’deki askeri operasyonlarını sert bir dille eleştirdi. Bakan, “İsrail’in dostuyuz ancak İsrail hükümetinin kararları kalbimi kırıyor. Gazze’deki insani felaketin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Doğru zaman ve koşullar oluştuğunda Filistin’i bir devlet olarak tanıyacağız” diyerek adil bir iki devletli çözümü savundu.
  • Ukrayna ve Rusya Tepkisi: Rusya’nın yürüttüğü yasadışı savaşı sertçe eleştiren Avusturya, buna karşın acil ateşkes ve diplomasi çağrısı yaptı. Bakanın “Rusya gündüz barış konuşup gece bomba yağdıramaz” sözleri salonda büyük yankı buldu.
  • Küçük Ülkelerin Gücü: Bakan Meinl-Reisinger, oylamadan hemen önce delege ülkelere, “Avusturya küçük ve askeri olarak tarafsız bir ülkedir. Bizler gibi küçük ülkeler hayatta kalmak ve büyümek için silahlara değil; hukukun üstünlüğüne, diplomasiye ve şeffaflığa ihtiyaç duyar” diyerek küçük devletlerin haklarını savunma sözü verdi.

BM Güvenlik Konseyi Üyeliği Avusturya İçin Ne Anlama Geliyor?

2027-2028 dönemini kapsayan bu iki yıllık görev süresince Avusturya, dünya siyasetinin kalbinde yer alacak. Geçici üye statüsünde olsa dahi Viyana, küresel krizlerde alınan yaptırım kararlarından barış güçlerinin konuşlandırılmasına kadar birçok hayati oylamada doğrudan kritik oy hakkına sahip olacak ve daimi üyelerin hamlelerine karşı stratejik olarak yaklaşma şansı bulacak.

Avusturya’nın köklü tarafsızlık (Neutralität) politikası, bu dönemde küresel krizlerde bir “arabulucu” köprü rolü üstlenmesini de kolaylaştıracak. Özellikle Ukrayna, Orta Doğu ve göç krizlerinin tavan yaptığı bir dönemde bu koltuğun kazanılması, Avusturya’nın sesinin dünyada çok daha gür çıkmasını sağlayacak.

Federal hükümetin resmî bültenine göre Viyana, konseydeki bu stratejik gücünü şu 4 ana başlığa odaklanarak kullanacak:

  • Sivillerin Korunması: Çatışma bölgelerindeki sivil halkın güvenliği.
  • Barış Misyonları: BM barış güçlerinin operasyonel olarak güçlendirilmesi.
  • Uluslararası Hukuk Düzeni: Dünyanın “güçlünün hakkı” ile değil, “hukukun üstünlüğü” prensibiyle yönetilmesi.
  • Yapay Zekâ (KI) ve Dezenformasyon: Yeni teknolojilerden kaynaklanan modern hibrit tehditlerle mücadele edilmesi.

Ayrıca bu koltuk, BM’nin dört resmî merkezinden biri olan Viyana’nın küresel görünürlüğünü en üst seviyeye çıkarırken; kongre turizmine, ülke ekonomisine ve Avusturyalı ihracatçı şirketlere devasa küresel kapılar aralayacak.

Devletin Zirvesinden Mesajlar: “Hukukun Üstünlüğü Savunulacak”

Avusturya’nın bu küresel başarısı devletin zirvesinde de büyük bir yankı uyandırdı:

  • Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen: Başarıyı “harika bir sonuç” olarak nitelendirdi. Güçlü devletlerin dünyadaki keyfi güç kullanımına karşı Birleşmiş Milletler’in önemine dikkat çeken Van der Bellen, “Avusturya, Güvenlik Konseyi’nde uluslararası hukuka ve insan haklarına dayalı çok taraflılığı kararlılıkla savunacaktır” dedi.
  • Başbakan Christian Stocker (ÖVP): Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Avusturya için muazzam bir diplomatik başarı. 2027-2028 yıllarında BM Güvenlik Konseyi’nde tüm sorumluluğumuzla görev alacağız” ifadelerini kullandı.
  • Başbakan Yardımcısı Andreas Babler (SPÖ): Elde edilen sonucu güçlü bir güven sinyali olarak yorumlayan Babler, “Görevimiz nettir: Tarafsız bir ülke olarak barışı güçlendirmek, diyaloğu mümkün kılmak ve uluslararası hukuku savunmaktır. Dünya daha az değil, daha çok iş birliğine ihtiyaç duyuyor” dedi.
  • Avrupa Bakanı (Europaministerin) Claudia Bauer (ÖVP): “Bugün Avusturya için büyük bir gün” diyerek sevincini paylaşırken, BM’nin daha etkin çalışabilmesi için reform yapılması gerektiğini ve Avrupa Birliği’nin de bu yapıda daha güçlü temsil edilmesi gerektiğini belirtti.

Başbakan Christian Stocker’dan Görüntülü Mesaj

Başbakan Christian Stocker (ÖVP) yayınladığı görüntülü mesajda şu ifadelere yer verdi: “Artan çatışmaların ve kutuplaşmanın damga vurduğu bir dünyada Avusturya, dünya barışına ve güvenliğine katkı sağlayacaktır.”

Siyaset Dünyası İkiye Bölündü: Yeşillerden “Gazze” Vurgusu, FPÖ’den “Sınav” Uyarısı

Zafer iç siyasette genel olarak sevinçle karşılansa da, partilerin duruşları ve beklentileri farklı oldu:

  • ÖVP (Reinhold Lopatka & Ernst Gödl): Bu zaferin diyalog yeteneğinin ve çok taraflılığa olan bağlılığın bir kanıtı olduğunu belirttiler. Konseyde özellikle silahsızlanma, silah kontrolü ve yasadışı göçü tetikleyen küresel krizlerin yerinde önlenmesi konularına ağırlık vereceklerini duyurdular.
  • NEOS (Nikolaus Scherak & Douglas Hoyos): Kampanya sayesinde Avrupa dışındaki coğrafyalarla kurulan ilişkilerin, göç ve kriz yönetimi gibi Avusturya’yı doğrudan ilgilendiren konularda stratejik bir kalkan olacağını savundular.
  • SPÖ (Petra Bayr & Andreas Schieder): Dış Politika Sözcüsü Petra Bayr, bu seçimin Avusturya’ya tarafsız bir köprü kurucu (Brückenbauerin) olma sorumluluğu yüklediğini söylerken; Andreas Schieder, Almanya’ya karşı kazanılan bu başarıyı kutlamakla birlikte, uzun vadede AB ülkelerinin birbiriyle yarışması yerine BMGK’da kalıcı tek bir “AB Koltuğu” olması gerektiği vizyonunu paylaştı.
  • Yeşiller Partisi (Meri Disoski): Dış Politika Sözcüsü Meri Disoski, diplomatik başarıyı kutlarken, koltukla birlikte sorumluluğun da büyüdüğünü hatırlattı. Disoski, Özellikle İran, Lübnan, Sudan, Batı Şeria ve Gazze’deki dramatik insani krizlere işaret ederek, “Avusturya’dan insani mülahazaları ve uluslararası hukuku, siyasi olarak zor veya rahatsız edici olsa bile ‘ama’sız ve şartsız bir şekilde savunmasını bekliyoruz” dedi.
  • FPÖ (Susanne Fürst): Muhalefetteki Özgürlük Partisi ise gelişmeye en mesafeli duran kanat oldu. FPÖ Dış Politika Sözcüsü Susanne Fürst, kazanılan koltuğun bir “kendini parlatma şovuna” dönüşmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Fürst, “Bu koltuk, Avusturya’nın daimi askeri tarafsızlığının (Neutralität) sağlamlığı için en büyük nagelprobe (sınav) olacaktır. Avusturya temsilcilerinin görevi, Güvenlik Konseyi’nde arabuluculuğu, diplomasiyi ve tarafsızlığı hakkıyla canlandırmaktır; aksini yapmak vatandaşlarımıza ve vatanımıza ihanet olur” diyerek hükümete net bir sınır çizdi.

Avusturya, iki yıl sürecek bu kritik görev boyunca dünyanın en sıcak kriz hatlarında karar verici aktörlerden biri olarak küresel arenada boy gösterecek.

Haber Merkezi

Avusturya'da Gazetesi resmi haber masası. Avusturya, Türkiye ve dünya gündeminden en sıcak gelişmeleri, anlık son dakika haberlerini, ekonomi, siyaset ve yaşam başlıklarını profesyonel gazetecilik ilkeleriyle okuyucuya aktarıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu