Demokrasiyi aşırı sağın ve eşitsizliğin pençesinden kurtarmak için Barcelona’da tarihi çağrı: Vizekanzler (Başbakan Yardımcısı) Andreas Babler, küresel kaos ittifakına karşı “ilerici bir eksen” kurulması gerektiğini ilan ederek; gerçek bir savunmanın ancak sosyal adalet ve halkın refahıyla mümkün olacağını vurguladı.
Haber Merkezi / Barselona – Vizekanzler (Başbakan Yardımcısı) ve SPÖ Genel Başkanı Andreas Babler, dün Barcelona’da düzenlenen “In Defence of Democracy” zirvesinde, sağ otoriter yükselişe karşı tarihi bir konuşma yaptı. Babler, küresel ilerici bir eksen kurulması gerektiğini vurgulayarak, “Sadece kurumları değil, halkın ekmeğini ve adaletini de savunmalıyız” dedi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in ev sahipliğinde gerçekleşen zirvede, Andreas Babler küresel siyasetin gidişatına dair sert ve net mesajlar verdi. İşte Babler’in dün damga vuran konuşmasından öne çıkan tüm detaylar:
“Sağ Otoriter İttifaka Karşı İlerici Bir Eksen”
Babler, zirvenin uluslararası bir direnişin fitilini ateşlediğini belirterek şunları söyledi:
“Bu buluşma, Trump, Milei ve yakın zamana kadar Orban gibi isimlerin temsil ettiği kaos siyasetine ve sağ otoriter ittifaka karşı güçlü bir uluslararası eksenin başlangıç vuruşudur. Bu ittifak, uluslararası hukuktan tamamen kopmuş durumda. Bizim amacımız, uluslararası düzenin erozyona uğramasına karşı ortak ve güçlü bir yanıt vermektir. Güçlünün hukuku değil, hukukun gücü egemen olmalıdır. Görevimiz bölmek değil, düzene koymaktır.”

“Demokrasinin İki Sütunu: Hukuk ve Sosyal Adalet”
Aşırı sağın yükselişini ekonomik adaletsizliğe bağlayan Babler, konuşmasında şu çarpıcı analizi yaptı:
“Bir demokrasinin ancak iki sütunu da sağlamsa stabil kalabilir: Bir yanda hukuk devleti ve kurumlar, diğer yanda ise sosyal adalet. Eşitsizlik sadece vicdani bir sorun değil, doğrudan demokratik bir sorundur. Demokrasiyi savunmak isteyen herkes, sosyal adaleti de güçlendirmek zorundadır. Eğer kazançlar bir avuç azınlığa gidiyor, maliyetler ise halkın omuzlarına yükleniyorsa, demokrasiye olan güven sarsılır. Extremizm tam da bu güven kaybından (Sistemsel Vertrauensverlust) beslenir. Çok fazla insan, tüm kurallara uyup çok çalışmasına rağmen hala güvenli bir hayat inşa edemediğini hissediyor. Bu durum, toplumsal dayanışma ve bağlılık duygusunu eritiyor.”
Ekonomi ve “Trumpflasyon” Uyarısı
Babler, küresel ekonomiyi sarsan istikrarsızlığa değinirken Ukrayna, Gazze ve İran üzerinden önemli bir noktaya parmak bastı:
“Aşırı sağcı güçler, kurallara dayalı düzeni bozarak dünya genelinde acı ve istikrarsızlık yayıyor. Bu durumun bir sonucu olan ‘Trumpflasyon’ (Trump etkisiyle artan enflasyon) gibi ekonomik yıkımlarla ancak uluslararası bir dayanışma ile başa çıkabiliriz. Bizim duruşumuz nettir: İran’daki savaş ihtimallerine hayır diyoruz ve hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Rechtsextreme güçlerin bu kural tanımaz tavırları karşısında, Uluslararası Düzenin Korunması artık hayati bir zorunluluktur.”

“Servet Konsantrasyonu Demokrasinin Düşmanıdır”
Babler, konuşmasının en teknik ve sert kısmında Avrupa’daki gelir adaletsizliğine şu sözlerle dikkat çekti:
“Bugün AB genelinde gelir adaletsizliği artıyor, kadın ve erkek arasındaki ücret farkı (Cinsiyet Eşitliği) hala kapanmadı. Sorunun kökenine, yani servetin birkaç elde toplanmasına (Konzentration von Vermögen) müdahale etmeliyiz. İnsanlar çok çalışıp kurallara uyarken hala güvenli bir hayat kuramıyorsa, orada sistem hatalıdır. Mücadelemiz; adil ücretler, çocuklar için Fırsat Adaleti ve ödenebilir konut hakkı içindir. Güçlü bir demokrasi, ancak sosyal bir demokrasi olabilir.”
Küresel Liderlerle “Siper” Görüşmesi
Zirve kapsamında Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir araya gelen Babler, “Bu görüşmeler, sadece savunma değil, adaleti yeniden inşa etme gücüne sahip demokrasiler için atılmış ilk adımdır” diyerek temaslarını sonlandırdı. Zirve delegeleri tarafından kabul edilen Demokrasiyi Savunma Deklarasyonu, ilerici güçlerin otoriterleşmeye karşı ortak eylem planı olarak tarihe geçti.
📝 Editör Notu: Barcelona’dan Yükselen ‘Güçlü Demokrasi’ Sesi
Demokrasi, sadece sandıktan çıkan sonuçlar veya soğuk parlamento binaları değildir; demokrasi, bir insanın emeğinin karşılığını alabilmesi, çocuklarının geleceğine güvenle bakabilmesi ve sistemin içinde kendini değerli hissetmesidir.
Vizekanzler Andreas Babler’in Barcelona’da İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ve Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva gibi küresel liderlerle bir araya gelmesi, bu basit ama hayati gerçeğin tüm dünyaya hatırlatılmasıydı. Zirvede imzalanan Demokrasiyi Savunma Deklarasyonu, sağ otoriter dalgaya karşı sadece siyasi bir barikat değil, aynı zamanda sosyal adaleti merkeze alan yeni bir dünya düzeni arayışıdır.
Babler’in de vurguladığı gibi; eğer bir toplumda kazançlar azınlığa gidiyor, yük ise çoğunluğun omuzlarına biniyorsa, o demokrasiyi sadece kurumlarla ayakta tutamazsınız. Gerçek savunma, halkın ekmeğini ve adaletini güvence altına almaktan geçer. Barcelona’daki bu tarihi buluşma, bizlere demokrasinin ancak “sosyal” olduğunda gerçekten güçlü kalabileceğini bir kez daha kanıtladı.



