7-8 Temmuz’daki Ankara Zirvesi öncesi büyük kriz: IFJ ve IPI dahil 16 uluslararası örgüt, Türkiye’deki bağımsız medya kuruluşlarına gerekçesiz akreditasyon engeli koyan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye acil kodlu mektup göndererek skandal karardan dönülmesini istedi.
Haber Merkezi / Viyana
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Zirvesi öncesinde, uluslararası siyaset ve medya dünyasını sarsan büyük bir akreditasyon skandalı patlak verdi. Aralarında Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) de bulunduğu 16 prestijli basın özgürlüğü, insan hakları ve gazetecilik örgütü, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye acil kodlu, ortak bir mektup gönderdi. Mektupta, Türkiye’de faaliyet gösteren bağımsız medya kuruluşları ve gazetecilerin zirveyi takip etmelerinin hiçbir gerekçe gösterilmeden engellendiği ifşa edildi.
“Gerekçe Yok, Karar Kesin” E-postaları
Edinilen bilgilere göre, NATO Stratejik İletişim Ofisi, son birkaç gündür Türkiye’deki çok sayıda bağımsız medya kuruluşunun akreditasyon taleplerini e-posta yoluyla reddetti. NATO tarafından ambargo uygulanan ve zirveye alınmayacağı bildirilen kurumlar arasında Halk TV, Sözcü TV, BirGün, Cumhuriyet, ANKA Haber Ajansı, Medyascope, T24 ve Nefes gibi Türkiye’deki kısıtlı basın ikliminde bağımsız kalmaya çalışan en önemli mecralar yer alıyor. Reddedilen gazeteciler arasında geçmişte defalarca uluslararası NATO zirvelerini yerinde takip etmiş çok deneyimli isimlerin bulunması ve kararların “Gerekçesi tartışılamaz ve kesindir” denilerek tebliğ edilmesi tepkinin dozunu artırdı.
NATO, Suçu Ev Sahibi Ülkeye Attı
Skandalın uluslararası boyutu ise NATO Sözcüsü’nün yaptığı açıklamayla resmiyet kazandı. Sözcü, NATO’nun “Zirve alanına erişimi güvence altına almak için ev sahibi ülkenin (Türkiye) kendi ülkesindeki gazetecilere yönelik yaptığı değerlendirmelere güvendiğini ve dayandığını” açıkça itiraf etti.
Uluslararası örgütler, NATO’nun bu savunmasına mektupta çok sert yanıt verdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın, eleştirel gazetecilere baskı uygulamak amacıyla basın kartı mekanizmasını sistematik olarak kullandığının dünya çapında bilindiği vurgulanan mektupta, şu ifadelere yer verildi:
“NATO’nun, sicili bu tür kısıtlamalarla dolu bir devlet kurumunun değerlendirmelerine bel bağlaması, ciddi endişeleri beraberinde getirmektedir. Ankara Zirvesi için alınan bu ret kararlarının, tamamen bağımsız medyanın yayın çizgisi ve siyasi duruşu doğrultusunda şekillendiği açıktır. Kendi kriterlerinde ‘editoryal bağımsızlığı’ temel şart koşan NATO’nun, bu bağımsızlığa sahip çıkan kurumları engellemesi büyük bir çelişkidir.”
Akreditasyonda Uluslararası Standartlar Hatırlatıldı
Mektupta, bir akreditasyon sisteminin ifade özgürlüğü ilkeleriyle uyumlu olabilmesi için uluslararası düzeyde kabul görmüş şu asgari şartları taşıması gerektiği NATO yönetimine sert bir dille hatırlatıldı:
- Bağımsızlık ve Şeffaflık: Sürecin hükümetten bağımsız bir organ tarafından yürütülmesi ve şeffaf olması,
- Ayrımcılık Karşıtlığı: Önceden yayınlanmış belirli, ayrımcılık içermeyen ve makul kriterlere dayanması,
- Haklı Gerekçe: Yalnızca gerçek alan veya güvenlik kısıtlamalarının haklı kıldığı ölçüde uygulanması,
- Yayın Çizgisi Güvencesi: İlgili gazeteci veya medya kuruluşunun yaptığı editoryal çalışmalar veya haberler nedeniyle akreditasyonun geri çekilmesine izin verilmemesi.
Uluslararası Örgütlerden Mark Rutte’ye 4 Acil Talep
Uluslararası standartlara göre akreditasyon süreçlerinin hükümetlerden bağımsız, şeffaf ve ayrımcılık içermeyen kriterlerle yapılması gerektiğinin altını çizen 16 imza sahibi örgüt, Genel Sekreter Mark Rutte’den derhal şu adımları atmasını talep etti:
- Tam Şeffaflık: NATO, Ankara Zirvesi için uyguladığı akreditasyon kriterlerini tam olarak açıklamalı ve Türk resmi makamlarının bu süreçteki rolünü netleştirmelidir.
- Yazılı Gerekçe: Etkilenen tüm bağımsız medya kuruluşlarına, reddedilme nedenleri spesifik ve yazılı olarak sunulmalıdır.
- Kararın Gözden Geçirilmesi: Reddedilen başvurular acilen yeniden incelenmeli ve editoryal bağımsızlık şartını karşılayan kurumlara hakları iade edilmelidir.
- İtiraz Mekanizması: Zirve kapıları açılmadan önce, gazetecilerin karara yasal olarak itiraz edebileceği acil bir mekanizma kurulmalıdır.
Mektubun Altındaki Güçlü İmzalar
Demokrasi, bireysel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine kurulmuş olan NATO’nun, ev sahibi ülkedeki baskıcı medya iklimini meşrulaştırmaması gerektiği belirtilen mektupta, mesleki dayanışmanın en üst düzey örneği sergilendi. Mektuba imza atan 16 kuruluş ise şunlar oldu:
- International Press Institute (IPI)
- ARTICLE 19 Europe
- Committee to Protect Journalists (CPJ)
- European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF)
- European Federation of Journalists (EFJ)
- Foreign Media Association (FMA Turkey)
- Human Rights Watch (HRW)
- International Federation of Journalists (IFJ)
- Media and Law Studies Association (MLSA)
- Norwegian Helsinki Committee (NHC)
- Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT)
- PEN Norway
- Progressive Journalists Association (ÇGD)
- P24 Platform for Independent Journalism
- South East Europe Media Organisation (SEEMO)
- The Journalists’ Union Of Turkey (TGS)
“Bilgi Edinme Hakkı Gasp Ediliyor”
İmza sahibi uluslararası kuruluşlar, bu akreditasyon reddetmelerinin doğrudan kamunun bilgiye erişimini kısıtladığını vurguladı. Kararın hem Türk halkını hem de uluslararası toplumu Türkiye’den yükselecek bağımsız perspektiflerden mahrum bıraktığı ifade edilirken; NATO Sözcüsü’nün Türk makamlarıyla temas halinde olunduğu yönündeki açıklaması hatırlatılarak, zirve kapıları açılmadan önce bu tarihi hatadan dönülmesi ve anlamlı bir basın erişiminin yeniden sağlanması çağrısı yinelendi.
📝 Editör Notu: NATO Kendi Değerlerini Ankara’da Bıraktı
Demokrasinin koruyuculuğu ve hukukun üstünlüğü vaadiyle küresel bir güç odağı olan NATO, henüz Ankara Zirvesi başlamadan ilk mağlubiyetini medya özgürlüğü karşısında almıştır. Ev sahibi ülkenin antidemokratik akreditasyon ambargolarına sığınarak, Türkiye’nin en saygın bağımsız gazetecilerini kapı dışarı etmek, uluslararası bir güvenlik örgütünün değil, ancak bir çifte standart vizyonunun eseri olabilir.
Bizler, dünyanın neresinde olursa olsun iktidarların basını susturma çabalarına aşinayız; ancak özgürlükçü batı ittifakının bu sansür çarkına dişli olmayı kabul etmesi, gazetecilik mesleği adına utanç vericidir. Eğer NATO, kendi zirvesinde hangi sorunun sorulacağına kendisi değil de ev sahibi ülkenin iletişim ofisleri karar verecek noktaya geldiyse, Ankara’da savunulacak bir ‘özgür dünya’ kalmamış demektir. Türkiye’de her şeye rağmen kalemi eğmeyen meslektaşlarımızın yanındayız. Bu ambargo NATO’nun alnına bir kara leke olarak kazınmıştır.





