GündemKültür-SanatTürkiye

Mizah ve İfade Özgürlüğü Tartışması: Deniz Göktaş’ın ‘Ölü Deniz’ Gösterisine Erişim Engeli

Komedyen Deniz Göktaş’ın YouTube’da 4,5 milyon izlenmeyi aşan reklamsız stand-up gösterisi ‘Ölü Deniz’e getirilen erişim engeli, dijital dünyada ifade özgürlüğü ve sansür tartışmalarını alevlendirdi. Siyaset ve medya dünyasını ikiye bölen karara ilişkin İFÖD gerekçeyi açıklarken, gösteride mizah konusu yapılan Fatih Altaylı’dan da dikkat çeken bir yorum geldi.

Haber Merkezi / İstanbul

Komedyen Deniz Göktaş’ın 1 Haziran’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahnelediği ve 24 Haziran’da YouTube üzerinden ücretsiz olarak erişime açtığı yaklaşık 90 dakikalık yeni stand-up gösterisi “Ölü Deniz”, Türkiye’nin ana gündem maddesi haline geldi. Kısa sürede milyonlarca izleyiciye ulaşarak dijital bir fenomene dönüşen gösteriden alınan bazı video kesitleri ve sosyal medya paylaşımları hakkında mahkeme tarafından erişim engeli kararı verilmesi, mizahın sınırları ve yeni nesil yayıncılık üzerine derin bir sosyo-politik tartışmayı da beraberinde getirdi.

Kararın Gerekçesi: “Millî Güvenlik ve Kamu Düzeni”

İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) ve EngelliWeb tarafından yapılan açıklamalara göre, söz konusu erişim engeli kararı 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Kanunu’nun 8/A maddesi kapsamında alındı. Mahkemenin jet hızıyla verdiği engelleme kararına resmi gerekçe olarak ise “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi” ibareleri gösterildi.

Hukukçuların ve bilişim uzmanlarının dikkat çektiği üzere, Türkiye’deki internet mevzuatında 8/A maddesi, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde doğrudan bakanlıkların veya BTK’nın (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) talebiyle sulh ceza hakimlikleri tarafından 24 saat içinde onaylanan en sert yaptırım kanallarından biri olarak biliniyor.

Google Google'da Avusturya'da Gazetesi'ni haber kaynağınız olarak ekleyin
Kaynak ekle →

Alınan karar doğrultusunda, sosyal medya platformu X (Twitter), Türkiye’deki yasal mevzuatlar ve olası bir “bant daraltma / tamamen kapatılma” cezasıyla karşı karşıya kalmamak adına, ilgili video kesitlerini ve gönderileri Türkiye lokasyonlu hesaplar için “görünmez” (ülke bazlı kısıtlama) hale getirdi. Bu teknik yöntemle, söz konusu eleştirel ve mizahi içerikler Türkiye dışındaki ülkelerde izlenebilir kalırken, Türkiye içindeki IP adreslerinden erişilemez duruma getirilmiş oldu.

4,5 Milyon İzlenmeye Ulaştı: Para Kazanma Özelliğini Kapatarak Yayınladı

Gösteriye dair en çok dikkat çeken ve sosyal medyada geniş yankı uyandıran detay ise dijital yayıncılık tercihi oldu. Göktaş, doğrudan YouTube üzerinden ücretsiz olarak paylaştığı “Ölü Deniz” gösterisinin para kazanma özelliğini (reklamları) tamamen devre dışı bırakarak yayımladı.

Kısa sürede 4,5 milyon izlenme barajını aşan videonun reklamsız olarak sunulması, izleyiciler arasında büyük takdir toplarken bu tercihin arkasındaki neden sosyal medyanın en çok sorguladığı konulardan biri haline geldi. Gösteride; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik hicivlerin yanı sıra Silivri’deki tutuklu siyasetçiler ve CHP içindeki “mutlak butlan” tartışmaları gibi pek çok hassas ve güncel siyasi konunun mizahi bir dille işlenmesi, içeriğin hızla viral olmasındaki en büyük etken olarak öne çıkıyor.

Açık Mikrofondan Milyonlara: Deniz Göktaş Kimdir?

Komedyen Deniz Göktaş kırmızı sahne perdesi önünde stand-up performansı sergilerken boydan görünümü

18 Nisan 1994 Ankara Mamak doğumlu olan Deniz Göktaş, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Psikoloji Bölümü’nden mezun oldu. Eğitim hayatı sırasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde staj yapan Göktaş, ardından Kadir Has Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon alanında yüksek lisans yaptı.

Kariyer yönünü İstanbul’da tanıştığı açık mikrofon geceleriyle stand-up’a çeviren Göktaş, pandemi döneminde hazırladığı “Deniz Göktaş’a Ayıracak Vaktim Yok” adlı podcast serisiyle dijital dünyada geniş bir kitleye ulaştı. 2023 yılında YouTube’da yayımladığı ilk uzun gösterisi “Selam Selam” ile 6 milyondan fazla izlenme kaydeden genç komedyenin son çalışması “Ölü Deniz”, bu yükselişin ikinci büyük halkası olarak değerlendiriliyor.

Popüler Kültürden Siyasete: “Bir Kuşağın Ruh Hali”

Medya eleştirmenleri ve izleyicilerin ortak değerlendirmelerine göre “Ölü Deniz”, yalnızca güncel siyaset üzerine kurulmuş bir komedi olmanın ötesinde, yakın dönem Türkiye’sinde büyüyen bir kuşağın ortak hafızasını ve ruh halini sahneye taşıyor. Psikoloji eğitimi geçmişinin izlerini mizahına yansıtan Göktaş’ın anlatısında, toplumsal olaylardan ziyade insanların bu olaylara verdiği psikolojik tepkiler, korkular ve travmalar öne çıkıyor.

Gösteride; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 32 yıllık siyasi hayatı, Ekrem İmamoğlu’nun diploması, Saraçhane eylemleri, Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Ali Babacan gibi siyasi aktörlerin yanı sıra; Celal Şengör, İlber Ortaylı, Fatih Altaylı, Cüneyt Özdemir, Emrah Safa Gürkan gibi medya figürleri ile Kenan Doğulu ve Aras Bulut İynemli gibi popüler kültür ikonları da anlatının parçası oluyor. Eleştirmenler; Telegram tartışmalarından Suriyeliler konusuna, futbol tribünlerindeki eril söylemden Melisa Vargas ve Alperen Şengün üzerinden yükselen milliyetçi reflekslere kadar uzanan bu geniş referans dünyasının, 2000’lerden bugüne aynı toplumsal atmosferi solumuş bir kuşağın zihnindeki “ortak duyguya” hitap ettiğini vurguluyor.

Televizyonun Değil, İnternetin Komedyeni

Sosyolojik açıdan Göktaş’ın yükselişi, Türkiye’de mizahın üretim ve tüketim biçiminin nasıl değiştiğini de gözler önüne seriyor. Önceki kuşak komedyenlerin geniş kitlelere ulaşma yolu kabare geleneği, skeç programları ve ana akım televizyon formatlarından geçerken; Deniz Göktaş, izleyicisini tamamen podcast, YouTube ve sosyal medya kesitleri gibi internet mecraları üzerinden bulan yeni nesil dijital komedi dalgasını temsil ediyor.

Deniz Göktaş sahnede elinde mikrofonla konuşurken yakın plan detay fotoğrafı

Fatih Altaylı’dan Deniz Göktaş Yorumu: “Ne Yalan Söyleyeyim Çok Güldüm”

Gösteride programları ve kişiliği mizah konusu yapılan gazeteci Fatih Altaylı da kaleme aldığı yazısında konuya dair dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.

Yaklaşık 20 dakika boyunca kendisiyle, programlarıyla ve Celal Şengör ile dalga geçildiğini belirten Altaylı, “Ne yalan söyleyeyim, çok güldüm. Siyasi içeriği nedeniyle de Deniz adına biraz kaygılandım. Troll saldırılarına maruz kalmasından korktum” ifadelerini kullandı. Göktaş’ın gösterisini ücretli bir platform yerine YouTube’da yayınlamasını “siyasi kimliğini gösteren bir tercih” olarak yorumlayan Altaylı, genç komedyeni Cem Yılmaz ile kıyaslayanları eleştirerek, “Ben Deniz’i bir başka stand-up’çı ile karşılaştıracak olsam Cem Yılmaz ile değil Trevor Noah ile karşılaştırırdım. Ve karşılaştırma Deniz’in lehine sonuçlanırdı” diyerek Göktaş’ın zekasına ve mizah anlayışına övgüde bulundu.

Sosyal Medya ve Siyaset Dünyası İkiye Bölündü

Yayına girdiği ilk andan itibaren büyük bir etkileşim dalgası yaratan “Ölü Deniz”, siyaset dünyasında da yankı buldu. Eski AK Parti MKYK üyesi ve milletvekili Şamil Tayyar gibi siyasi figürler, içerikteki bazı ifadeleri ve cumhurbaşkanına yönelik hicivleri sert bir dille eleştirerek tepki gösterirken; çok sayıda kullanıcı, hukukçu ve sanat camiası ise yaşanan erişim engeli sürecini “mizaha ve sanatsal ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale” olarak nitelendirerek Deniz Göktaş’a destek verdi.

Erişim engeli kararlarının ardından, dijital platformlarda mizahın sınırları, telifsiz yayıncılık modelleri ve ifade özgürlüğü konusundaki hukuki tartışmalar Türkiye’nin ana gündem maddesi olmaya devam ediyor.


📝 Editör Notu: Dijitalde Komedyene Sansür, Ankara’da Gazeteciye Engel!

Genç komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisine jet hızıyla getirilen bu erişim engeli, maalesef ana vatanımız Türkiye’de özgür düşüncenin ve sanatın ne denli dar bir alana sıkıştırılmak istendiğinin en taze ve çarpıcı kanıtı oldu. YouTube’da milyonların severek izlediği, toplumsal hayatımıza mizahi bir ayna tutan bir içeriğin “millî güvenlik” gibi torba bir gerekçeyle sansürlenmesi, ifade özgürlüğü adına derin bir endişe kaynağıdır.

Üstelik bu yasakçı zihniyet ve kısıtlama dalgası sadece dijital dünya ile de sınırlı kalmıyor. Yakın zamanda bu sayfalardan manşete taşıdığımız “NATO’nun Ankara Zirvesi Öncesi Akreditasyon Skandalı: Bağımsız Medyaya Toplu Engel!” başlıklı haberimiz, aynı engelleme refleksinin önümüzdeki hafta düzenlenecek uluslararası dev bir zirve öncesinde de devrede olduğunu gösteriyor. IFJ ve IPI gibi 16 küresel örgütün acil koduyla Mark Rutte’ye mektup yazmasına neden olan o akreditasyon barikatı ile bugün YouTube’daki mizah videolarını Türkiye’deki hesaplara kapatan el, temelde aynı zihniyetten besleniyor: Farklı seslerin duyulmasını engellemek, eleştiriyi ve özgür düşünceyi sınırlandırmak.

Avrupa’nın çok sesli, özgürlükçü medya ve sanat ikliminde yaşayan gurbetçi vatandaşlar olarak ana vatanımıza baktığımızda bu tezat bizi derinden yaralıyor. Dijital platformda bağımsız komedyeni kısıtlayan, önümüzdeki haftaki kritik uluslararası zirvede ise bağımsız gazeteciyi daha kapıda engelleyen bu atmosferde, Türkiye hak ettiği çağdaş ve demokratik geleceğe nasıl yürüyecek?

Avusturya’da Gazetesi olarak, hem dijitaldeki sanat sansürlerinin karşısında durmaya hem de önümüzdeki hafta Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ndeki bu büyük akreditasyon krizinin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Avrupa’daki Türk toplumunun özgür, tarafsız ve cesur sesi olarak ana vatanımızdaki bu demokratik gerilemeleri objektif bir dille aktarmayı bir borç biliyoruz.

Haber Merkezi

Avusturya'da Gazetesi resmi haber masası. Avusturya, Türkiye ve dünya gündeminden en sıcak gelişmeleri, anlık son dakika haberlerini, ekonomi, siyaset ve yaşam başlıklarını profesyonel gazetecilik ilkeleriyle okuyucuya aktarıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu