PolitikaAvusturyaGündem

Marchetti: “Avusturya Suçlular İçin Toplama Kampı Değildir”

ÖVP Genel Sekreteri Nico Marchetti, Amnesty International Avusturya Genel Müdürü Shoura Hashemi’nin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Marchetti, “Österreich ağır suçluların toplama kampı değildir” diyerek, suç işleyenlerin sınır dışı edilmesi gerektiğini vurguladı ve içişleri bakanlığının asıl başarısının bu kararlılık olduğunu belirtti.

Haber Merkezi / Viyana – Avusturya Halk Partisi (ÖVP) Genel Sekreteri Nico Marchetti, Amnesty International Avusturya Genel Müdürü Shoura Hashemi’nin bugün ‘Ö1-Morgenjournal’ programında yaptığı açıklamalara sert bir yanıt verdi. Marchetti, odağın mağdurlar yerine suçlulara kaydırılmasını “ahlaki bir yön kaybı” olarak nitelendirerek, şiddet uygulayanların Avusturya’da yardım veya anlayış bekleme hakkını yitirdiğini ifade etti.

“Avusturya Suçlular İçin Bir Toplama Kampı Değildir”

Marchetti yaptığı açıklamada, Shoura Hashemi’nin suç işleyenlerin refahı üzerine odaklanmasını şu sözlerle eleştirdi: “Ağır suçlular için, onların kurbanlarından daha fazla endişe duyanlar, ahlaki yönelimlerini kaybetmişlerdir. Birçoğu fiziksel bütünlük ve cinsel dokunulmazlık gibi temel hakları ihlal edilen mağdurlara odaklanmak yerine, Amnesty International Avusturya Genel Müdürü Shoura Hashemi, bu saldırılardan sorumlu olan ve mantıksal olarak sınır dışı edilen kişilerin iyiliği hakkında uzun uzun endişelerini dile getiriyor.”

Marchetti, yardım talebinin suistimal edilmesine karşı net bir duruş sergiledi: “Sözde şiddetten kaçtığını iddia edip sonra kendisi şiddet uygulayan bir ağır suçluya dönüşen herkes, her türlü yardım ve anlayış hakkını kaybetmiştir. Avusturya, dünyanın her yerinden gelen ve barışçıl bir şekilde bir arada yaşamaya muktedir olmayan şiddet yanlısı insanlar için bir toplama kampı değildir.”

“Suriye ve Afganistan’a Sınır Dışı Kararlılığı”

ÖVP’nin göç politikasının temel amacının Avusturya halkını korumak olduğunu belirten Marchetti, şu ifadeleri kullandı: “Göç politikamızla Avusturya’daki insanları koruyoruz, suç işleyen Suriyelileri ve Afganları değil. Sert ve adil bir iltica politikası, hüküm giymiş suçluların ve kalma hakkı olmayan kişilerin –Suriye ve Afganistan dahil– sınır dışı edilmesini gerektirir.”

İçişleri Bakanı Gerhard Karner’in çalışmalarını savunan Marchetti, “İçişleri Bakanı Gerhard Karner ve Halk Partisi, barışçıl davranmayan herkesin eylemlerinin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğu katı ve bu sayede adil bir iltica politikasını savunmaktadır. İltica rakamları, kararlı iltica ve sınır dışı politikamız sayesinde uzun yılların en düşük seviyesindedir,” dedi.

FPÖ ve Kickl’e Sert Eleştiri

Marchetti, açıklamalarında sadece Amnesty International’ı değil, ana muhalefet partisi FPÖ’yü ve lideri Herbert Kickl’i de hedef aldı: “Mevcut iltica sistemindeki başarılar, İçişleri Bakanı Gerhard Karner’in sıkı çalışmasının sonucudur. Bugünün FPÖ lideri Herbert Kickl, İçişleri Bakanlığı’ndaki görev süresini polis atlarıyla ve Traiskirchen’e anlamsız tabelalar asmakla geçirmeyi tercih ederken, Bakan Karner zamanını anlamlı kullanmış ve Avusturya’da iltica sisteminde bir dönüm noktası (Asylwende) sağlamıştır.”

“Pragmatik Yaklaşım Vurgusu”

Marchetti, her iki kesimin de çözümün parçası olamayacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Hem Amnesty International hem de FPÖ, her gün yeniden pragmatik ve geleceğe yönelik bir iltica politikası için kullanışsız olduklarını kanıtlıyorlar. Buna karşılık, Halk Partisi’nin pragmatik yaklaşımı katı ve dolayısıyla adil bir iltica sistemi sağlamakta ve ülkemiz vatandaşları için net bir katma değer yaratmaktadır.”


Haberle Alakalı Ek Bilgiler ve Bağlam:

  • Ö1-Morgenjournal Tartışması: Shoura Hashemi, söz konusu radyo programında özellikle Suriye ve Afganistan gibi ülkelerin “güvenli” olarak sınıflandırılmasına ve buralara yapılan sınır dışıların insan hakları hukukuna aykırı olduğuna dair hukuki argümanlar sunmuştu. Marchetti’nin çıkışı bu hukuki tartışmaya “kamu güvenliği” odaklı bir siyasi yanıt niteliğindedir.
  • Avusturya’da İltica Rakamları: 2026 yılı itibarıyla, Avrupa genelindeki göç baskısına rağmen Avusturya’nın sınır kontrolleri ve komşu ülkelerle yaptığı ikili anlaşmalar sayesinde başvuru sayılarında ciddi bir düşüş gözlemlenmektedir.
  • Karner ve Kickl Rekabeti: Gerhard Karner dönemi, “caydırıcılık” ve “hızlı sınır dışı” üzerine kuruluyken; Kickl dönemi (2017-2019) daha çok sembolik adımlar ve siyasi söylemlerle hatırlanmaktadır.

📝 Editör Notu:

ÖVP Genel Sekreteri Nico Marchetti’nin bu çıkışı, Avusturya siyasetinde yaklaşan seçim atmosferinin ve “güvenlik” odaklı söylemin dozunun arttığını gösteriyor. Marchetti’nin “toplama kampı” (Auffanglager) gibi tarihsel ve siyasi yükü ağır bir terimi kullanması, partinin sağ seçmen üzerindeki etkisini konsolide etme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Bu tartışma, temelde iki farklı bakış açısının çarpışmasıdır: Bir tarafta Amnesty International gibi kurumların savunduğu “evrensel insan hakları ve geri gönderme yasağı” (kişinin gideceği yerde işkence görme riski varsa sınır dışı edilemeyeceği ilkesi), diğer tarafta ise ÖVP’nin savunduğu “kamu güvenliği ve suçluya sıfır tolerans” yaklaşımı. Nico Marchetti, bu açıklamalarıyla “mağdur haklarını” önceliğe alırken; sığınmacı politikalarında tavizsiz, pragmatik ve sert bir hattı temsil ettiklerini bir kez daha ilan ediyor. Marchetti’nin bu çıkışı, özellikle son dönemde artan güvenlik kaygılarına yönelik partisi ÖVP’nin net duruşunu pekiştirme amacı taşıyor.

Haber Merkezi

Avusturya ve Viyana'dan en güncel haberleri, analizleri ve yaşam rehberlerini tarafsız bir şekilde sunan resmi haber merkezimiz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu